DOLAR 31,4665 0.46%
EURO 34,0024 0.16%
ALTIN 2.055,660,15
BITCOIN 1923925-1,28%
İzmir
16°

PARÇALI BULUTLU

13:21

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Ozon deliğine ne oldu?
66 okunma

Ozon deliğine ne oldu?

ABONE OL
Ekim 1, 2023 20:07
Ozon deliğine ne oldu?
0

BEĞENDİM

ABONE OL


Ozon tabakası kendini yeniliyor. Kendini yenilemenin yeni kolayı EasyCep ile siz de cep telefonu ve elektronik cihazlarınızı yenileyebilirsiniz: https://cihaz-sat.easycep.com (iş birliği)

90’lı yıllarda, televizyonlar, gazeteler ozon tabakası haberleriyle doluydu. Atmosferimizde yer alan ozon tabakası deliniyordu! Nasıl delinir? Ozon tabakası da ne? Ne işe yarar? Çoğumuz bilmiyorduk. Ama üzerinde delik açılıyorsa pek de hayra alamet olmasa gerek!

Ozon, aslında bildiğimiz oksijenden oluşuyor. Sürekli soluduğumuz, hayatın en gerekli elementlerinden biri olan oksijen. Fakat oksijen genelde O2, yani molekül formunda bulunuyor. İki oksijen atomu bir arada. Bize hayat veren bu. Eğer buna üçüncü bir oksijen daha dahil olursa, o zaman O3 ortaya çıkıyor ki buna ozon diyoruz.

Tek bir oksijen bize faydalı olan o2’yi bize zarar verebilen O3’e dönüştürdü. Evet ozon, solunduğunda pek de faydalı değil, hatta ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Fakat burada öyle. Yani yeryüzünde. Yukarıda tam tersi bizim için faydalı. Zaten doğal haliyle yeryüzünde pek bulunmuyor. Özellikle atmosferin üst stratosfer ve mezosfer katmanında üretiliyor. Güneş’ten gelen yoğun UV yani moröte ışınları, buradaki oksijen moleküllerine çarpınca, serbest bir oksijen ortaya çıkarıyor. Bu serbest oksijen bir oksijen molekülüne gidip, üç oksijen bir ozon oluşturabiliyorlar. Yine aynı şekilde gelen UV ışınları bu ozon moleküllerine çarpıp, bir oksijen molekülü ve serbest bir oksijen atomu oluşturuyor. Sonra bu serbest oksijen yine gidip başka bir oksijen molekülüyle birleşiyor ve tekrar ozon oluşuyor.

Buna ozon-oksijen döngüsü diyoruz. Bir ozon yok oluyor, bir ozon üretiliyor. Böylelikle atmosferde hep aynı miktarda ozon bulunuyor. Bunun gerçekleşebilmesi için UV ışınlar kullanıldığından, yeryüzüne daha az UV ışık ulaşmış oluyor. Devasa bir ozon kalkanı yani. İşte yeryüzünde hayatın kolayca devam edebilmesinin nedeni. Ozon olmasaydı, zararlı UV radyasyonu altında gezegen kavrulurdu. Şimdi kaptınız mı olayı.

Bakmayın bizi tehlikeden koruyan koca bir kalkan olabilir, ama aynı zamanda çok hassas bir terazinin de üzerinde duruyor. İşte 1980’lerde bu terazinin dengesi şaştı. Tam burada 1985’te bilim insanları ozonda %40 azalma olduğunu fark ettiler. Antarktika’da ozon tabakası deliniyordu. Dünya’nın sonu geliyor gibiydi.

Bu sırada genç Solomon ve ekibi hemen Antarktika’ya uçtular. Çeşitli ekipmanlar ve ölçüm aletleri götürmüşlerdi. Sadece ozona dair değil, atmosfere dair ölçebildikleri her şeyi ölçtüler. Tabii Antarktika’ya gittiğinizde en büyük hedefiniz soğuk ısırığı kapmamak oluyor 🙂 Ama onların hedefi başkaydı. Üst katmanlara erişebilen hava balonlarıyla örnekler topladılar, ölçümler yaptılar. Bunun sonucunda Solomon ve ekibi şaşırtıcı bir keşifte bulundu. Chlorine oxide seviyesi, beklenenden 100 kat daha yüksek çıktı.

Tabii bunun ne anlama geldiğini anlamaları pek uzun sürmedi. Chlorine oxide, atmosferin üst katmanlarında UV ışınlarına maruz kalan Chlorofluorocabonların yani kısaca CFC’lerin bozunmasıyla oluşuyordu. Ve bilin bakalım bu CFC’ler nereden geliyordu. Evet… Son zamanlarda kullanmaya başladığımız deodorant gibi aerosol ürünlerden. Buzdolaplarında, klimalarda, kullandığımız bu köpüklerde… Her yerde vardı.

Aslında CFC’ler gündelik hayatımızda, aşağıda, yeryüzündeki hayatımızda sorun yaratmıyorlar. Peki ya yukarıda neler oluyor? Başı boş halde gezen CFC’ler atmosferin üst katmanlarına ulaştığında, UV ışık bunu Chlorine’e (klora) ayırır. Sonra bu Chlorine ozondan bir oksijeni çalarak Chlorine monoxide oluşturur. Ardından başı boş bir oksijen atomuna denk gelen Chlorine monoxide, bir oksijen molekülü oluştuktan sonra başı boş bir şekilde dolaşmaya başlar, sonra başka bir ozona gidip onu da parçalar.

Tehlikeyi görüyorsunuz değil mi? Düzenli bir şekilde işleyen bir sisteme, her yere zıplayarak ilerleyen ve her çarptığı yeri dağıtan bir şeyi ekliyoruz. Bu gezegenin yaramaz çocukları olarak bizler bir müdehalede bulunuyoruz. Tek bir molekülün yapabilecekleri kısıtlı. Fakat her geçen gün daha da fazlasını ekledikçe, zincirleme bir reaksiyonla ozonu yok ediyorduk. Bununla da bitmiyor! CFC’ler 100 yıldan uzun süre atmosferde kalabiliyor. Yani ömrümüz boyunca saçtığımız her CFC, atmosferde giderek birikiyor, zincirleme reaksiyonu daha da hızlandırıyor.

İşte Solomon ve takımı bunu keşfettiler. Ardından bilim insanlarının ciddi uyarıları başladı. Kanıtlar ortadaydı. Bir şeyler yapmazsak, sonu hiç iyi olmayacaktı. Tıpkı 2065’te o yaşanabilecekler gibi… Beklenen manzara tam olarak buydu.

Buydu da… E ozon deliğine ne oldu? Epeydir kimse ozon hakkında falan konuşmuyor. Gerçi arada bir haberleri çıkıyor ozonda delik tekrar geldi geldi falan diye ama, onun nedenleri başka, onu da anlatacağım. Önce neden artık pek konuşmadığımızı tartışalım.

Araştıran ve Yazan: Ögetay Kayalı
Düzenleyen ve Sunan: Barış Özcan
Kurgulayan: Alperen Çatak

Videonun tüm metni ve kullanılan kaynaklar:
https://barisozcan.com

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP